turkiye aligulkanat

Yapılmış İşler Yapılmamış Planlardan İyidir | Ali Gülkanat ✔

Yapılmış Küçük İşler Yapılmamış Büyük Planlardan İyidir | Ali Gülkanat ✔

turkiye aligulkanat

Yapılmış Küçük İşler Yapılmamış Büyük Planlardan İyidir.

Şimdi Harekete Geçme Zamanı.

Ali GÜLKANAT

Para Politikası Nedir?



Para Teorisi Politika

Bir ülkede fiyat istikrarının sağlanması, ulusal paranın yabancı paralar karşısında dengeli bir değere sahip olabilmesinin sağlanması ve paranın temel ekonomik dinamiklere etkilerinin kontrolü için uygulanan Politikaların bütünü para Politikası olarak anılmaktadır.

Bir ülkede merkez bankası para Politikasının uygulayıcısı durumundadır. Merkez bankası para Politikasını uygularken, para Politikası araçlarını kullanarak belirlediği nihai hedeflere ulaşmaya çalışmaktadır.

(Monetary policy) Bir ekonomide toplam faaliyet hacmini amaçlanan yönde etkilemek için merkez bankası tarafından para ve kredi hacmini değiştirici Politikalar izlenmesidir. Bir ülkede para Politikasını yürütmekle görevli kuruluş Merkez Bankasıdır. Para Politikası genellikle hükümetin belirlediği bazı makro ekonomik amaçlara ulaşacak yönde uygulanır. Bu amaçlar arasında örneğin, işsizlik veya enflasyonun önlenerek iç ekonomik istikrarın sağlanması, dış ödeme açık veya fazlası şeklindeki dış dengesizliklerin giderilmesi, yabancı sermaye girişlerinin özendirilmesi, ulusal paranın dış değerinin korunması, v.s. gibi hususlar yer alır. Söz konusu amaçlara ulaşılabilmesi için para Politikasının elinde bazı araçlar vardır.

Bu araçlar şöyle belirtilebilir:

1- Kanuni karşılık oranlan : Ticari bankalar, topladıkları mevduata dayanarak kredi açarlar. Ancak, tasarruf sahiplerine karşı bir güvence unsuru olarak, kendilerine yatırılan mevduatın merkez bankası tarafından belirlenen bir oranını bu bankada ihtiyat şeklinde tutarlar. Merkez bankası bu oranları değiştirerek açacakları kredi hacmini etkiler. Şöyle ki kanuni karşılık oranının yükseltilmesi kredi hacmini daraltıcı, bu oranın düşürülmesi ise yükseltici yönde etkide bulunur,

2- Reeskont oranlan : Ticari bankaların iskonto ettikleri senetleri, likidite sağlamak üzere merkez bankasında yeniden iskonto ettirdiklerinde uygulanan faiz oranlarının değiştirilmesidir. Reeskont oranlarının merkez bankası tarafından yükseltilmesi daha az senedin reeskonta sokulmasına, dolayısıyla para arzının daralmasına yol açar. Aksine reeskont oranlarının düşürülmesi, ticari bankalarca likidite sağlamanın maliyetini azaltarak para arzını artırıcı etki yapar,

3- Açık piyasa işlemleri : Merkez bankasının doğrudan doğruya sermaye piyasasında devlet tahvili alım satımları yaparak para arzını etkilemesidir. Açık piyasada merkez bankasının tahvil satışları para arzını daraltıcı, tahvil satın alımlan ise para arzını genişletici etki yapar,

4- Selektif kredi uygulamaları : Merkez bankası, bankaların açtığı kredilerin faiz oranlarını sektörlere göre farklılaştırabilir. Böylece, örneğin, özendirilmek istenen bir sektöre diğerlerinden daha düşük faiz oranı uygulanabilir.

Belirli makro ekonomik amaçlara ulaşmak için genellikle para Politikası Maliye Politikası ile birlikte uygulanır. Enflasyonist dönemlerde daraltıcı bir para ve maliye Politikası izlenir, diğer bir deyişle, bir yandan toplam kamu harcamaları kısılıp vergiler artırılırken, diğer yandan da para Politikası araçları kullanılarak toplam para arzı daraltılır. Böylece de faiz oranları yükseltilmiş ve kredi hacmi kısıtlanmış olur.

Yüksek faiz oranları ve kredi sağlamanın güçleşmesi yatırımları daraltır, bu da toplam talebi düşürerek enflasyonu önleyici etki yapar. Bir işsizlik durumunda bu Politikalar ters yönde uygulanır. Genellikle toplam talebi değiştirme açısından maliye Politikasının para Politikasından daha etkili olduğu kabul edilmektedir. Çünkü para Politikasının toplam harcamaları etkilemesi, ancak yatırımlar yoluyla, diğer bir deyişle, dolaylı biçimde olmaktadır. Oysa maliye Politikasında bu etkiler dolaysızdır. O bakımdan bazı durumlarda para Politikasının dış denge, maliye Politikasının da iç denge amacıyla kullanılması daha uygun olabilir. Bu durum özellikle kısa süreli uluslararası sermaye akımlarının faiz oranlarına yüksek derecede tepkide bulunduğu ülkelerde söz konusudur. Böyle bir durumda ülke, faiz oranlarını yükselterek yabancı sermaye fonlarının girişini özendirir ve dış açıkları bu şekilde finanse etmiş olur.

Yüksek faiz oranlarının iç yatırımları kısıcı etkisi ise kamu harcamaları artırılarak önlenmeye çalışılır. Belirtmek gerekir ki geleneksel olarak para Politikası dış ödeme açıklarını önlemek için kullanılmıştır. Maliye Politikasıyla birlikte para Politikasının iç ekonomik denge için kullanılmaya başlanması 1936 da Keynes’in Paranın Genel Teorisi adlı ünlü eserinin yayınlanmasından sonra ortaya çıkmıştır.